Maaş promosyonu nedir, kim öder?
Bankalar, kurumların ya da bireysel çalışanların maaş hesabını kendilerine taşımaları karşılığında bir defaya mahsus nakit ödeme yapar; buna maaş promosyonu denir. Kurumsal bir protokolde promosyon tutarı işveren ile banka arasında toplu olarak pazarlık edilip her çalışana ayrı ayrı yatırılır; bireysel olarak maaşını taşıyan biri de bankayla doğrudan görüşüp kendi promosyonunu isteyebilir.
Tutar genellikle net maaşın büyüklüğüne, çalışan sayısına (kurumsal protokollerde) ve sözleşme süresine göre değişir; sözleşme süresi ne kadar uzunsa (2 ya da 3 yıl gibi) banka o kadar yüksek bir promosyon önerebilir, çünkü karşılığında maaş hesabını o süre boyunca elinde tutmayı garantilemiş olur.
Promosyon vergiye tabi mi?
Promosyon ödemesi, ücret ya da ikramiye gibi çalışma karşılığı bir kazanç sayılmadığı için gelir vergisi kesintisine ve SGK primine tabi değildir; banka tutarı brüt neyse net olarak öder. Bu yüzden bordroda görünmez, doğrudan hesabına yatan bir tutar olarak gelir.
Sözleşme süresi dolmadan ayrılırsan ne olur?
Promosyon karşılığında imzalanan sözleşmede genellikle bir süre şartı vardır (örneğin 3 yıl). Bu süre dolmadan işten ayrılır, başka bir kuruma geçer ya da bankanı değiştirirsen ne olacağı tamamen sözleşmenin metnine bağlıdır:
- Sözleşmede kalan süreye karşılık gelen tutarın kıstelyevm (gün hesabıyla oransal) usulle iade edileceği açıkça yazıyorsa, erken ayrıldığında bu tutarı bankaya ya da kurumuna geri ödemen istenir.
- Sözleşmede böyle açık bir iade hükmü yoksa, yargı kararları banka ya da kurumun promosyonu geri isteyemeyeceği yönündedir.
Bu yüzden promosyonu harcamadan önce, imzaladığın protokolde erken ayrılma ve iade koşulunun ne dediğini mutlaka okumak gerekir; büyük görünen bir promosyonun bir kısmı, birkaç ay sonra işten ayrılman durumunda geri istenebilir.
Memur ile özel sektör çalışanı arasındaki fark
Kamu kurumlarında (memur, öğretmen, sağlık çalışanı gibi) maaş promosyonu genellikle kurum ile banka arasında toplu olarak, belirli aralıklarla (çoğunlukla 3 yılda bir) ihale ya da teklif usulüyle belirlenir; çalışan bireysel olarak pazarlık yapamaz, hangi bankanın kazandığını ve tutarı kurum duyurur.
Özel sektörde ise işveren toplu bir protokol yapmışsa süreç benzer işler; ama böyle bir protokol yoksa çalışan, maaşını istediği bankaya bireysel olarak taşıyıp kendi promosyonunu doğrudan bankayla görüşebilir. Bu durumda pazarlık payı genellikle daha düşüktür ama süre şartı da genellikle daha kısa ya da hiç yoktur.
Sadece en yüksek promosyona bakmak neden yanıltıcı olabilir?
Yalnızca en yüksek promosyon tutarına bakmak yanıltıcı olabilir; karşılaştırırken şunlara da bakmak gerekir:
- Hesap işletim ücreti ve kart aidatı: bazı bankalar yüksek promosyon karşılığında sonraki yıllarda daha yüksek ücret talep edebilir.
- Sözleşme süresi ve iade koşulu: kısa vadede iş değiştirme ihtimalin varsa, uzun süreli ve iade şartlı bir promosyon riskli olabilir.
- ATM ağı ve dijital bankacılık kalitesi: günlük kullanımda yaşanacak zorluk, tek seferlik promosyonun getirisini zamanla aşabilir.
Promosyonu bir kerelik gelir olarak görüp hemen harcamak yerine, en azından bir kısmını acil durum fonuna ya da bir birikim hedefine ayırmak, olası bir iade talebi çıkarsa seni köşeye sıkıştırmaz.