Dört nafaka türü ve aralarındaki fark
Türk hukukunda dört ayrı nafaka türü vardır ve her biri farklı bir ihtiyacı karşılar:
- Tedbir nafakası: Boşanma ya da ayrılık davası sürerken, eşin ve varsa çocukların geçici olarak geçimini sağlamak için hükmedilir; dava bitince yerini iştirak ya da yoksulluk nafakasına bırakır.
- İştirak nafakası: Ortak çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderleri için ödenir. Boşanma gerçekleşmese bile ebeveynler bu yükümlülükten kaçamaz; çocuk 18 yaşını doldurunca kendiliğinden sona erer, ama eğitimi sürüyorsa devam etmesi ayrıca talep edilebilir.
- Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş için hükmedilir; talep eden tarafın, boşanmaya yol açan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
- Yardım nafakası: Boşanmayla ilgisi yoktur; yardıma muhtaç durumdaki anne, baba, kardeş gibi yakınlar için istenebilir.
Nafaka tutarı nasıl hesaplanır?
Nafaka için matematiksel bir formül yok; hâkim her dosyayı kendi şartlarında değerlendirir. Yerleşik uygulamada izlenen yol genellikle şöyledir:
- Ödeyecek tarafın net geliri belirlenir
- Kira, düzenli sağlık gideri gibi zorunlu giderler bu gelirden ayrıca değerlendirilir
- Kalan gelirden, çocuk sayısı ve ihtiyaçlarına göre bir pay ayrılır; uygulamada çocuk başına net gelirin yaklaşık %10-30'u arasında bir iştirak nafakası sık görülür, ama bu bağlayıcı bir oran değildir
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranı ve varsa başka çocukları da hesaba katılır
Sonuç olarak aynı gelire sahip iki kişi, farklı dosyalarda farklı tutarlarla karşılaşabilir; verilen örnek oranlar yalnızca fikir vermek içindir.
İştirak nafakası ne zaman biter, ne zaman artar?
İştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer; ödemenin otomatik kesilmesi gerekmez ama taraflar bunu genellikle bu şekilde uygular. Çocuk üniversitede okuyorsa ebeveynlerden mali gücü yerindeyse eğitim süresince destek olması istenebilir; bu durumda ayrı bir talep ya da anlaşma gerekir.
Nafaka tutarı zamanla enflasyon karşısında yetersiz kalabilir; taraflar anlaşamazsa nafakanın artırılması için ayrı bir nafaka artırım davası açılabilir. Bazı kararlarda tutarın yıllık ÜFE ya da TÜFE oranında kendiliğinden artacağı da hükme bağlanabilir.
Yoksulluk nafakasında büyük değişiklik: Anayasa Mahkemesi kararı
Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki yoksulluk nafakasının "süresiz olarak" bağlanmasını öngören ibareyi 12'ye karşı 3 oyla iptal etti.
Bu karar yoksulluk nafakası hakkını ortadan kaldırmıyor; yalnızca nafakanın ömür boyu ve süresiz devam etmesini zorunlu kılan mevcut sistemi sona erdiriyor. TBMM'ye, tarafların haklarını koruyan, süreli ve adil yeni bir model kurması için 9 aylık bir süre tanındı.
İptal kararları geriye yürümediği için, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından önce kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermiyor. Ne var ki mevzuat bu geçiş sürecinde değişmeye devam edecek; devam eden ya da yeni açılacak bir davan varsa güncel durumu bir aile hukuku avukatıyla konuşmak en sağlıklısı.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Nafaka bir mahkeme kararına bağlandıktan sonra ödenmemesi hukuki sonuç doğurur. Alacaklı taraf icra takibi başlatabilir; nafaka borcunu ödeme gücü olduğu halde ödemeyen borçlu hakkında, İcra ve İflas Kanunu kapsamında tazyik hapsi talep edilebilir. Bu, borcu affetmez; borçlu birikmiş nafakayı yine de öder, cezası ayrıca işler. Ödeme güçlüğü yaşıyorsan mahkemeden nafakanın azaltılmasını istemek, ödemeyi tamamen aksatmaktan daha güvenli bir yoldur.