Polis ya da savcı telefonda para ister mi?
Hayır. Polis, jandarma, savcı ya da hâkim hiçbir soruşturmada telefonla para, altın, döviz, banka kartı, şifre ya da doğrulama kodu istemez; parayı "emanete almak", "kontrol etmek" ya da "güvenli bir hesaba aktarmak" diye bir uygulama yoktur. Bir soruşturmada senin ifaden gerekiyorsa resmî yoldan çağrılırsın; ifade ve işlemler emniyette, jandarmada ya da adliyede, kimliği belli görevlilerle yapılır.
Bu yüzden telefondaki kişi ne kadar inandırıcı olursa olsun, konuşma parana, altınına ya da banka hesabına geldiği anda görüşme dolandırıcılıktır.
Bu dolandırıcılık adım adım nasıl işler?
Senaryolar değişse de iskelet hemen hep aynıdır:
- Korkutma: Arayan kişi kendini polis, savcı, MASAK ya da istihbarat görevlisi diye tanıtır. "Adın bir terör örgütü ya da kara para soruşturmasında geçiyor", "kimliğinle hat açılmış, hesabın suçta kullanılmış" der. Bazen sana adını, T.C. kimlik numaranı ya da adresini söyleyerek güven kazanır; bu bilgiler sızdırılmış verilerden bulunabilir.
- Yalnızlaştırma: "Soruşturma gizli, kimseye söylersen sen de suçlu olursun" denir. Telefonu kapatmaman, ailene ya da bankaya haber vermemen istenir.
- Sahte kanıt: İkinci bir kişi "savcı" ya da "amir" olarak hatta bağlanır. Arka planda telsiz sesi duyulur; bazen arayan numara resmî bir numaraya benzetilir ya da sahte bir belge fotoğrafı gönderilir.
- Talep: "Paranın temiz olduğunu kontrol edeceğiz" denerek birikimini bir hesaba aktarman, altınını ve dövizini bir poşete koyup kapına gelecek "görevliye" vermen ya da bir yere bırakman istenir. Bazen önce kredi çekmen, sonra o parayı göndermen istenir.
Özellikle yaşlılar, yalnız yaşayanlar ve evinde altın biriktirenler hedef alınır. Dolandırıcılar yakalandıklarında yaşlı bir yakınını korumanın en iyi yolu, onunla bu senaryoyu önceden konuşmaktır.
Arayanın gerçek polis olup olmadığını nasıl anlarsın?
Anlamaya çalışmana gerek yok: telefonu kapat ve kurumu kendin ara. Gelen numarayı geri arama ya da arayanın verdiği numarayı kullanma; 155 Polis İmdat'ı, jandarma için 156'yı ya da her ikisine yönlendiren 112'yi kendin tuşla. Aşağıdaki işaretlerden biri bile tek başına yeterlidir:
| Telefonda duyduğun | Gerçekte ne anlama gelir? |
|---|---|
| "Paranı kontrol için bir hesaba aktar" | Devletin böyle bir "emanet" ya da "güvenli hesap" uygulaması yok |
| "Altınını poşete koy, görevli alacak" | Polis evden altın ya da nakit teslim almaz |
| "Kimseye söyleme, telefonu kapatma" | Seni doğrulama yapmaktan alıkoymaya çalışıyor |
| "Kredi çek ya da kartından nakit avans al" | Kimse soruşturma için borçlanmanı istemez |
| "Telefonuna gelen kodu oku" | Hesabına ya da e-Devlet'ine girmeye çalışıyor |
Ekranda resmî bir kuruma ait gibi görünen numara da güvence değildir; arayan numara taklit edilebilir. Doğrulamanın tek güvenli yolu aramayı senin başlatmandır.
Parayı ya da altını verdiysen hemen ne yapmalısın?
İlk saatler çok önemlidir; utanıp beklemek parayı geri alma ihtimalini düşürür.
- Bankanı hemen ara. Havale ya da EFT yaptıysan dolandırıcılık bildiriminde bulun ve paranın gittiği hesap için işlem yapılmasını iste. Banka, karşı bankayla iletişime geçip para henüz çekilmediyse durdurmaya çalışabilir.
- 155'i ara ya da en yakın karakola git, savcılığa suç duyurusunda bulun. Altın ya da nakdi bir kişiye verdiysen o kişinin tarifini, saati ve gittiği yönü not et; apartman ve sokak kameraları kısa sürede silinebileceği için erken başvur.
- Kayıtları sakla: Arama geçmişinin ekran görüntüsü, dekontlar, gelen mesajlar ve belgeler suç duyurusunda işine yarar.
- Şifrelerini değiştir: e-Devlet, internet bankacılığı ya da doğrulama kodu paylaştıysan hemen değiştir; adına kredi çekilip hat açılıp açılmadığını kontrol et (bkz. adıma kredi çekilmiş, hat açılmış).
Kendi onayınla yaptığın bir havalede banka parayı kendiliğinden iade etmez; bu, kart bilgin çalınarak yapılan izinsiz harcamadan farklıdır (bkz. kart dolandırıcılığı). Paranın geri gelmesi çoğu zaman hesabın zamanında bloke edilmesine ve soruşturmanın sonucuna bağlıdır; bu yüzden hız her şeydir.
Kendini kamu görevlisi diye tanıtmanın cezası ne?
Dolandırıcılığın kendini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtarak işlenmesi, Türk Ceza Kanunu md. 158'e göre nitelikli dolandırıcılıktır ve üç yıldan on yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Bu, basit dolandırıcılığın cezasından belirgin biçimde ağırdır.
Senin için önemli olan şu: dolandırıcılar telefonu açtırmak için "suçlu olursun" diye korkutur, ama senden para isteyen ve sana yalan söyleyen onlardır. Dolandırılan kişi suçlu değil mağdurdur; şikâyet etmekten çekinme.
Bir başka tuzak da hesabını "para geçecek" diye başkasına kullandırmaktır; bu durumda mağdur değil şüpheli konumuna düşebilirsin (bkz. hesap kiralama).
Ailendeki yaşlıları nasıl korursun?
- Senaryoyu önceden anlat. "Polis ya da savcı arayıp para isterse bu dolandırıcıdır, telefonu kapat ve beni ara" cümlesini açıkça söyle; dolandırıcının "kimseye söyleme" cümlesini önceden etkisiz kılar.
- Bir aile şifresi belirleyin. Aynı yöntem, sesi taklit eden dolandırıcılara karşı da işe yarar (bkz. ses klonlama dolandırıcılığı).
- Büyük nakit ve altını evde tutmanın riskini konuşun. Evdeki birikim dolandırıcılar için en kolay hedeftir.
- Banka uygulamasında limitleri düşürün. Günlük havale ve internet işlem limiti düşükse, panikle yapılan bir transferin zararı da sınırlı kalır.